26 Mayıs 2016 Perşembe

DAĞCI


 
Robin Williams'ın 'The Final Cut' isimli bir filmi vardı. Alternatif bir gelecekte insanların hatıralarını kaydeden bir çip ölümlerinden sonra bir teknisyen tarafından incelenip montajlanarak önemli anların toplandığı kısa bir film haline getiriliyordu. Benim kısa filmimde efendimle geçirdiğimiz haftasonunun fon müziği Daft Punk 'Instant Crush' olurdu diye düşündüm sabah kahvemi yudumlarken; O'nun emrettiği gibi haftasonumu yazıya döküyordum. Boğazın sularında ilerlerken dizlerime ilk kez dokunuşunu, birbirimizi hep tanıyormuş gibi gülüşmemizi, hasretle öpüşmemizi, boynuna sokularak uykuya dalışımı bir kez daha izledim. Koşulları gözardı edecek imkanları yarattığında ne kadar mutlu olabiliyordu insan; çocuk gibi. 

Efendimle tanışmadan bir gece önce bir yazı okumuştum mutluluk üzerine. Mutluluğu dağcının tırmandığı bir zirveye benzetiyordu. Oraya ulaşmak için verilen çaba, başarı ve o zirvedeki manzaranın keyfidir diyordu mutluluk; orda sonsuza kadar kalmak değil. Efendim de bunu biliyor muydu emin değilim ama vardığımız bir dağ zirvesiydi buna eminim. Bütün gerçeklerimizden uzakta, sadece kendimiz olabilerek, vermeyi sevdiğimiz şeyleri korkusuzca paylaşarak... Evet bu mutluluktu. Manzaranın tadını çıkaran iki dağcıydık. Mutluluk sadece bizim algılarımızla ilgiliydi. Yürümeye devam edecektik; başka zirveler bulacaktık. Bir kitap okurken gülümseyip motorda dizlerimizin değişini hatırlayacaktık; radyoda instant crush çaldığında, nutella yediğimizde, saçma fıkralarımıza kimse bizim gibi gülmediğinde tekrar tekrar mutlu olacaktık çünkü bu artık bizim çiplerimizde kayıtlı bir mutluluktu- bizimdi.  Avuçlarımıza konmuş kuşun güzelliğini izleyip susacaktık; onu tutmaya çalışmak sadece onu öldürür, bunu biliyorduk.  

Efendime yarın tekrar koynunda uyuyacakmışım gibi el salladım motora koşarken. O da hep hayatında kalacakmışım gibi 'iyi geceler' dedi bana uyumadan önce. Birbirimizi seviyorduk ve hep sevecektik. Bunu bir kalıba sokmaya gerek duymuyorduk, bizi güzel yapan buydu.
Vedalaşmaya da gerek yoktu bu yüzden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder